15 EYLÜL 2007 DÜZGÜNBABA GEZİSİ

 

FOTOĞRAF GALERİSİ

 

VİDEO-1

VİDEO-2

VİDEO-3

VİDEO-4

 

15 Eylül günü Düzgünbaba'ya yapacağımız gezi için günler öncesinden planlar yapıyordum. Nihayet gezi günü gelip çatmıştı.14 Eylül günü Elazığ'dan Karakoçan'a doğru yola çıktık.Karakoçan'a varınca biraz dinlenip,ertesi gün için hazırlık yapmaya başladık. Tam bu sırada kapı çaldı ve neredeyse 5 yıldır görüşemediğimiz Pirimiz içeri girdi. İyice zayıflamış ve yaşlanmıştı. Böylesine bir karşılaşma beni de duygulandırmıştı,sanki Düzgünbabanın heybeti sarmıştı bedenimi. Uzun zamandır gitmek istediğim Düzgünbaba sayesinde Pirim ile karşılaşmıştım.

O gün bütün hazırlıkları tamamlayıp kurbanlarımızı da aldıktan sonra,ertesi günün heyecanı ile beklemeye başladık. Bu vesile ile bir araya geldiğimiz Amcam,amcamın çocukları,nenem,halalarım ve eniştelerim ile akşam oturmuş sohbet ediyoruz. Yaşanmış hikayeleri o eğlenceli tasviri ile anlatan amcamın oğlu Cemil bizi kahkahalara  boğuyor. Bu sırada diğerleri de esprileri ile neşemize neşe katıyorlar.Derken saat bayağı ilerliyor, sabah görüşmek üzere yataklarımıza gidiyoruz.

 

Ve Gün Ağardı,

Erkenden uyanıyoruz. Minibüsü ile kapıya yanaşan Zeynel Eniştem bizi bekliyor.Hazırladığımız malzemeleri arabaya dolduruyoruz. Minibüsün üst bagajı olmadığı için iki tane keçi ile beraber yolculuk yapmak zorunda kalıyoruz. Keçilerin ikisinin boynuzlarını birbirine bağlamışlar. Sanırım fazla rahat dolaşamasınlar diye öyle yapmışlardı. Fakat biz hayvanların ızdırabını görerek boynuzlarındaki ipi çözüyoruz. Hayvanlar minibüsün içerisinde rahatça dolaşıyorlar.Bir süre sonra yorularak oturdular bizde rahat bir nefes aldık.

Güzergahımız,

Pamuklu Köyü üzerinden geçerek,Paş,Xarik,Nazmiye,Düzgünbaba Yolunu takip ediyoruz. İlk olarak Çelekastan geçiyoruz,baraja bakarak biraz öfkeleniyoruz ama nafile yola devam ediyoruz. Nihayet Pamukluya varıyoruz, fakat çok fazla zamanımız olmadığı için duramıyoruz, dönüşte uğramak üzere yola devam ediyoruz...

Paş Köprüsünden geçerek Xarik'e varıyoruz. Bayağı büyük ve güzel bir köy. Ayrıca Kaplıcaları da var. Yolumuza devam ediyoruz. Bir kaç köy daha geçtikten sonra Nazmiye'ye varıyoruz. Burada kısa bir duraklama yaparak yolumuzu soruyoruz. Yolu tarif ediyorlar ve yolumuza devam ediyoruz. Bayağı bir yol aldıktan sonra Düzgünbaba Cem Evi görünüyor.Biraz daha yol kat ederek Cem evinin önüne varıyoruz...

 

Cem Evi'nin önünde kurban kesimi ile uğraşan insanlar kurbanlarımızı alıyorlar. Beraber kesim haneye doğru yürüyoruz. Bu sırada çevre köylerde yaşayan insanlarda yardım ediyorlar. Kurbanlarımız kesiliyor. İnanış gereği hemen üst taraftaki taştan yapılmış mekanda mumlarımızı yakıyor dileklerimizi diliyoruz. Kestiğimiz kurbanların bir miktarını Cem Evine bırakıyoruz. Bir kısmını yanımıza alıyoruz.

Cem Evinde ki Bayanlar bir çaydanlıkta çay demleyerek bize getiriyorlar. Önceki günden nenemin yaptığı Parğaçları çevredeki insanlara dağıtıyoruz ve bizde başlıyoruz kahvaltı yapmaya... Oranın suyundan olsa gerek çayda inanılmaz bir lezzet var. Birde parğaçla birlikte oldukça iyi gidiyor.

Oradaki dedenin fotoğrafını çekiyorum, beni yanına çağırıyor.Çektiğin resmi büyüt diyor bir daha gelirsen bana getirirsin... Olur diyorum. O da bana benim resmim her tarafta var televizyona bile çıkmış diyor... Doğrudur diyorum...

 

Cem Evi, Düzgünbaba dağının eteklerine kurulmuş. Asıl Düzgünbabanın efsaneye göre yaşadığı yer ve türbesi daha yukarda. Oraya araba çıkmadığı için 1 saat kadar yürüyoruz. Arazinin dağlık ve dik oluşu nedeni ile epeyce zorlanıyoruz.

Biz Tırmanmaya devam ederken, az önce aşağıda gördüğüm çevre köyde yaşayan küçük kız elinde su dolu şişesi ile yukardan iniyor.Kısa sürede bayağı yukarıda bulunan çeşmeye gidip su doldurmuş iniyordu. Dinlenmek için duruyorum. Ne kadar hızlı gidip döndün diyorum, o da bana ben alışkınım her gün burayı çıkıp iniyorum diyor. Sizin köyünüzde su yok mu da sen taa buraya çıkıp su dolduruyorsun diyorum, o da hayır çeşme var köyde fakat burada ki su ziyaret suyudur.  Çeşmenin adının Ceviz çeşmesi(Kaniya Güz) olduğunu söylüyor.Elinde sarı sarı çiçekleri görüyorum. Yakından bakıp,rakımı yüksek dağ havasına adapte olmuş yüzeyi dikenli çiçekler olduğunu görüyorum. Küçük kız burada sürekli çiçek bulabileceğimizi söylüyor. Sonra diğerlerinin bayağı ilerlemiş olduğunu görüyorum ve küçük kız ile vedalaşarak yoluma devam ediyorum.

Yine epeyce yürüdükten sonra Ceviz Çeşmesine varıyoruz. Su içerek biraz soluklanıyoruz.... Yolumuza devam ediyoruz. Bu sırada kurban kesen gençlerden biride bize eşlik ediyor.

Sonunda Düzgünbabanın Asıl mekanına varıyoruz. Burası da üç bölümden oluşuyor. İlk vardığımız yer bir mağara ve mağara  içi taş duvarlar ile örülerek çeşitli bölümler oluşturulmuş. Ben çok küçükken köyden yürüyerek Düzgünbabaya gelmiştik, hatırladığım kadarıyla duvarlarla örülmüş bir bölmede ateş yakıp uyumuştuk. O bölmeyi görünce hatırlıyorum. Fakat şimdi bakımsızlıktan yıkılmış. Sadece duvarlarının bir kısmı duruyor. İçeri giriyorum ve yerde onlarca fotoğraf görüyorum. İnsanlar uğur getirsin diye fotoğraflarını bırakıyorlarmış.Bizlerde birer fotoğraf bırakıyoruz.Bu uğradığımız ilk yerin dışında daha yukarda Düzgünbabanın yatağının ve Türbesinin olduğunu söylüyor bize eşlik eden genç. Bizde buradan ayrılarak daha yukarı doğru tırmanmaya başlıyoruz. 10 dakika kadar yürüdükten sonra Düzgünbabanın yatağının olduğu yere varıyoruz. Burasıda yine bir mağara şeklinde. Mağaranın içine doğru ilerleyince kayadan sızıntı şeklinde çıkan su ile karşılaşıyoruz. Bu sudan kaşık ile alıp içiyoruz.

Bu mekanda bir dede bağlaması elinde öylece oturuyor. Bir süre sonra yanına gidiyorum. Bize Düzgünbaba ve Alevilik inancını anlatmasını istiyorum. Kameraya çekeceğimi söylüyorum, o da beni kırmıyor kabul ediyor. Ben kameraya çekerken o da başlıyor anlatmaya.Bu kamera görüntülerini sayfanın başındaki videolardan izleyebilirsiniz.

Saat bayağı ilerliyor artık dönüş vakti gelmişti. Tırmandığımız yoldan tekrar aşağı iniyoruz. Cem Evinin önüne varıyoruz. Çok fazla beklemeden yola koyuluyoruz. Aynı yolumuzu takip ederek Paş köprüsüne varıyoruz. Burada konaklayacağımız bir yer arıyoruz. Bayağıda acıktık bir şeyler yemek istiyoruz. Paş köprüsünün paş tarafında ki ayağının hemen yanında güzel bir söğüt gölgesi buluyoruz. Burada konaklayıp kestiğimiz kurbandan bir miktar et alarak pişirip yiyoruz. Sonra dönüş yoluna koyuluyoruz. Dönüş güzergahı olarak, Oxçiyan üzeri gitmek üzere anlaşıyoruz ve oxçiyan köyünden geçerek Karakoçan'a varıyoruz...

Çok güzel geçen bir günün ardından yorgunluğumuzu atıyor,sonra yola koyularak Elazığ'a Geri dönüyoruz....

 

 

www.pamuklu.org

Hazırlayan : Düzgün Çelikkol

iletişim : meso_meso62@hotmail.com